Bugünlerde ne kadar kendimiz olabiliyoruz-u sorgulamaya başladım. Görüyorum ki artık yarattığımız ben ile gerçek ben arasında bocalıyoruz. Dışarıdan mutlu görünen fakat ruhen çökük bedenlerle karşı karşıyayız artık. Başkaları için yaşıyoruz, başkaları için giyiniyoruz, başkaları için spor yapıyor ve başkaları için gülümsüyoruz. Hayatlarımızı hep birilerine bağlı yaşıyoruz. Küçükken ailenin uslu çocuğu olmak, okulun en popüler kızı\erkeği olmak, evlilikte en fedakar taraf olmak. Böyle devam edip gidiyor. Oysa bir insanın mutlu olması için önce kendisi için bir şeyler yapması gerekir. Ben mutlu olursam, eşimi de mutlu ederim, çocuğum da mutlu bir birey olarak büyür. Ama biz en baştan yanlış başlayıp, kendimizden, benliğimizden çalarak büyüyoruz ve sonrasında bunun intikamını yine en sevdiklerimizden alıyoruz. 'Ben sana böyle yapmıştım', 'size saçımı süpürge ettim', 'ben senin için eğitimimi bıraktım' gibi bir sürü sitem ederiz sevdiklerimize. Ama geri dönebilir miyiz? Hayır. Özellikle kadınlar; aileye karşı fedakarlık, evlenip eşe karşı fedakarlık, çocuklar olduktan sonra çocuklara fedakarlık... Ama aileden kopunca anlıyoruz keşke yapsaydık diyoruz, evlenince vah tüh çekiyoruz, keşke bitirseymişim şu okulu vs. diyoruz. Bir gün çocuklar da yuvadan ayrılınca 'banane ben benim için sana bunu yap mı dedim, yapmasaydın' derse zaten artık hiçbir şeyin geri dönüşü olmadığını çok daha iyi anlıyorsunuz. O zaman başkaları için dağıttığımız hayatımızı tekrar eski haline getirebilir miyiz ?
Erkeklerin de bu durumdan farkı yok aslında. Onlar da benliklerinden aynı şekilde alıp yerini tamamlayamıyor çoğu zaman. Hal böyle olunca da mutsuz hayatlar, mutsuz evlilikler, doyumsuz ve mutluluğu hep başka şeyler de arayan bireylere dönüşüyoruz. Oysa hayatta 'önce ben' diyebilmeli insan. Bu bencillik değildir ve arada çok büyük bir fark vardır. Bencilliğin geri dönütü yoktur insanlara. Ama hayatta bir şey yaparken 'önce ben' diyebilmek çok şeyi değiştirebilir. Mutlu etmeye önce kendimizden başlarsak eşimiz de mutlu olur. Gereksiz kavgalardan kaçınmış oluruz. Daha iyi anlar, daha olumlu yaklaşırız. Bununla birlikte çocuklarımız da mutlu olur. Çevremiz de bizdeki olumlu enerjiden faydalanır.
Önce ben diyen insan hayatla barışıktır, üretkendir. Paylaşmayı sever, mutlu olmak için hiçbir fırsatı kaçırmaz, ayağına gelmiş fırsatları ertelemez. Hayatın en içinde yer alır. Önce kendisi için bir şeyler yapan bir kadın, kendisi için bir şeyler yapmak isteyen diğer insanları çok iyi anlar. Onları serbest bırakır. Oysa bizde evlilikler iki kişinin bir kişi gibi yaşaması olarak düşünülür.
Geleneklerimiz böyledir çünkü. Evliliğin, iki kişinin yine iki kişi olarak bir arada yaşaması demek olduğunun farkında değiliz hiç birimiz. Ortak bir hayatı iki kişi olarak paylaşmak olduğunu öğrendiğimizde daha farklı olabilir her şey. Kendimize de başkalarına da izin vermiyoruz bunun için. O yüzden geç olmadan kendimiz olabilmenin kıymetini bilelim. Yaşamımızın yönetmeni olalım. Hayata dair almamız gereken kararları kendimiz almayı öğrenelim. Başkasının bizim adımıza karar vermesine izin vermeyelim. Önce kendi ruhumuzu doyuralım ki ruhumuz ve bedenimiz birbirinden ayrılmasın. Hayatta herşeyi hızlı yaşayıp, çabuk tüketiyoruz. Bu yüzden hayatı yaşarken aceleye getirmeyin. Hayatla kendiniz arasındaki dengeyi iyi tutun. Üst üste hayatlar yaşamak değil, yan yana yürümektir mutluluk. Bunun bilincinde olalım.
Geleneklerimiz böyledir çünkü. Evliliğin, iki kişinin yine iki kişi olarak bir arada yaşaması demek olduğunun farkında değiliz hiç birimiz. Ortak bir hayatı iki kişi olarak paylaşmak olduğunu öğrendiğimizde daha farklı olabilir her şey. Kendimize de başkalarına da izin vermiyoruz bunun için. O yüzden geç olmadan kendimiz olabilmenin kıymetini bilelim. Yaşamımızın yönetmeni olalım. Hayata dair almamız gereken kararları kendimiz almayı öğrenelim. Başkasının bizim adımıza karar vermesine izin vermeyelim. Önce kendi ruhumuzu doyuralım ki ruhumuz ve bedenimiz birbirinden ayrılmasın. Hayatta herşeyi hızlı yaşayıp, çabuk tüketiyoruz. Bu yüzden hayatı yaşarken aceleye getirmeyin. Hayatla kendiniz arasındaki dengeyi iyi tutun. Üst üste hayatlar yaşamak değil, yan yana yürümektir mutluluk. Bunun bilincinde olalım.
#YaşamınınYönetmeniOl